28 Aralık 2012 Cuma

Her Katil Cinayet İşlediği Yere Geri Döner!


Her Katil Cinayet İşlediği Yere Geri Döner!

"Aslında hayatını kaybeden insanların ailelerinin Emine hanıma soramadıkları
soru şu olsa gerek: “Bu katliamın emrini kim verdi? Neden açıklamıyorsunuz?” Ama
tabi her zamanki gibi verecek cevapları yoktu. Çünkü devlet kendi elleriyle kendi
vatandaşını bombalamış katliamlar koleksiyonuna yeni bir Kürt katliamı eklemişti.
Yani "her katil cinayet işlediği yere geri döner teoremi" yerini bulmuş failler olay
yerine gelip taziyede bulunmuşlardı."

Öncelikle katliamın gerçekleştiği geceye dönüp bir hafızamızı yoklayalım 28 Aralık gecesi ne olmuştu?
Uludere/Qıleban’ın Gülyazı köyünde ekonomik zorluklar ve koruculuk sistemine karşı direnen
köylüler yaşamlarını, onlar için aslında sınır dahi olmayan 4 parçaya bölünmüş Kürdistan’ın diğer
bir parçası olan Kuzey Irak(Kürdistan) sınırında yaptıkları kaçakçılıkla sürdürmekteydiler. Yine
her zamanki gibi normal bir gündü onlar için. 25’i henüz 18 yaşını doldurmamış 36 kişi katırlarıyla
beraber işe koyuldular. Ortasu(Roboski) köyü Kuzey Irak sınırında Türk jetleri tarafından 4 saat
boyunca PKK’li denilerek bombalandılar. İnsansız hava araçlarıyla yapılan açık bir keşiften sonra
böyle bir katliam olması bize bunun bilinçli olduğuna dair güçlü bir kanıttır. Çünkü milletvekillerinin
meclis insan hakları komisyonunda incelediği heron görüntülerinde onların köylü kaçakçılar olduğu
net bir şekilde görülmektedir. Bu bilinçli yapılmış ve emrinin kimler tarafından verildiğini tahmin
edebildiğimiz bir katliamdır.

6 Mart’ta Emine Erdoğan ve AKP kurmayları Uludere/Qıleban’ın Gülyazı köyüne ziyaretini ana akım
medya manşetlerden düşürm2eyerek o kadar şişirdi ki sanırsın ki bu ziyaret katliamda öldürülenleri
diriltmişti. Oysa ki bu duyarlılığı katliam gerçekleştiği zaman gösterselerdi daha insani daha samimi
olmaz mıydı. Ana akım medya olayın üzerinden 10 saat geçmesine rağmen hiçbir şekilde haber
yapmamış ağabeylerinden emir beklemiştir. Buna ertesi gün anlamlı ve acı bir başlıkla Birgün
gazetesinden Meriç Şenyüz “İnsansız Haber Ajansları” diye bir yazı yazmıştı. Tam olarak Türk
medyasının içler acısı durumunu ele almıştı. Neyse bu ayrıca ele alınacak uzun bir konu, gelelim asıl
konumuz olan Uludere ziyareti. Erdoğan önce kaymakamını sonra 3 bakanını en son olarak da eşini ve
yardımcısı Beşir Atalay ile birlikte bir heyet yolladı Gülyazı köyüne. Tabi yalnızca bunlar değil Emine
hanımla beraber bir tabur asker ve koruma ordusu da gitti. Şehirde sanki OHAL vardı. Her tarafta
silahlı askerler, özel güvenlik kuvvetleri köyü donatmış çatılara keskin nişancılar yerleştirilmişti. Neyin
korkusudur bu, nedir sizi bu kadar güvenlik önlemi almaya iten sebep? Tabi ki içten içe yaşadıkları
suçluluk duygusu onları her an bizden intikam alabilirler psikolojisine sokmuştu.

Beşir Atalay ve beraberindeki heyetin de Emine Erdoğan’ın arkasından gitmeleri de ayrıca bir
acizlik diyelim. Emine hanım çocuklarını kaybeden ailelerin kendisini güler yüzle karşıladığını
söylüyor. Devletin Kürtlere karşı bunca baskı zulüm ve katliamlarına karşın hala onları güler yüzle
misafir edecek kocaman yürekleri var. Peki bu hiç mi sizin taş kesilmiş kalplerinize tesir etmiyor?
Nasıl bu kadar pişkin olabiliyorsunuz insanın hayret edesi geliyor. Ziyaretten bir kaç saat sonra
Cüneyt Özdemir'in programına konuk olan Mehmet Encü: "Artik silah sesleriyle degil kus sesleriyle
uyanmak istiyoruz. Baris istiyoruz." Bundan daha açık insani bir talep var mıdır ki bunlar çocuklarını
kardeşlerini eşlerini kaybeden insanlar. Ama kudretli devletimiz Kürt avını durmak yok yola devam
diyerek aralıksız sürdürmektedir.

Uludereli köylüler, Emine Erdoğan'a taleplerini dile getirirken bir de sitemde bulundular: "Neden
geç geldiniz?" Emine Erdoğan, ''Geç de olsa geldik, ağlaştık. Notlarımızı aldık. Hepimizin kardeş
olduğumuzu, kimsenin bizi bölemeyeceğini söyledik'' Olayın üzerinden yaklaşık 3 ay geçmişti bu
ziyaret neden bu kadar gecikti? Aslında verecek bir cevapları dahi yoktu. Çünkü en kısa zamanda
failleri bulacağız demişlerdi ama üzerinden yaklaşık 3 ay geçmişti. Uludereye açılan göstermelik
soruşturma ne acımızı hafifletir ne de bize gerçekleri ortaya çıkaracağının garantisini verir. Hepimizin

faillerini bildiği Sivas Katliamının davası zaman aşımına uğradı uğrayacak bundan ders alan bir ülke
değiliz biz eğer ders alınsaydı 33 kurşun olayından sonra 34 kurşun gerçekleşmezdi. Ama belki de biz
suistimal ettik 33 kurşunun peşinden gitmedik. 33 kurşunun emrini veren Muğlalı’yı unuttuk ki 34
kurşun gerçekleşti ve unutursak bir daha olur.

Aslında hayatını kaybeden insanların ailelerinin Emine hanıma soramadıkları soru şu olsa gerek: “Bu
katliamın emrini kim verdi? Neden açıklamıyorsunuz?” Ama tabi her zamanki gibi verecek cevapları
yoktu. Çünkü devlet kendi elleriyle kendi vatandaşını bombalamış katliamlar koleksiyonuna yeni bir
Kürt katliamı eklemişti. Yani "her katil cinayet işlediği yere geri döner teoremi" yerini bulmuş failler
olay yerine gelip taziyede bulunmuşlardı.

Timsah gözyaşlarıyla olayı yaşamışçasına ajite eden Emine hanım “''Geç de olsa geldik, ağlaştık.”
Diyordu. “Bir tümsahın gözyaşı yanagında kurur yere düşmez.” Bu gözyaşlarının samimiyetsizliği
o kadar açıktır ki yüzlerinde kuruyup kalıyordu.. Gözyaşlarını siyasi rant olarak o kadar ustaca
kullanıyorlar ki insanın inanası geliyor. Ajitasyona dayanamayan alçak gönüllü bir toplum
olmamızdan dolayı hemen de inanıyoruz bu sahte gözyaşlarına. Sevgili hocaları Gülen efendi de
milyonlarca insanı o timsah gözyaşlarıyla kandırmamış mıydı? O aileler 3 aydır kan ağlıyordu siz siz
gezilerinizden ancak vakit bulup teşrif edebildiniz diyen çıkmadı. Bu arada katliam emrini verenleri
biz biliyoruz onlarda unutmasınlar ki döktükleri kanda değil ölenlerin ailelerinin döktüğü kanlı
gözyaşlarıyla boğulacaklardır. Ana akım medya ve tüm duyarsız kesinler unutmasın ki "Yapan kadar
bilen ve susan da günahkardır." Biz de katliamın gerçekleştiği günden beri kendimize verdiğimiz
bir söz dillendirdiğimiz bir slogan #UnutursamKalbimKurusun sloganını hep yaşatacak ve failleri
yargılanmadan, ceza almadan, mevcut hükümet özür dilemeden bize susmak haramdır.

Unutursak kalbimiz kurusun…

0 yorum :